Bizimle iletişime geçin

Hayatı ve Hatıraları

Türkiye’nin, Ebedi Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk

Yayınlama

-

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Tarihte bugün, 5 Ağustos 1921’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’e ‘başkomutanlık’ ünvanı verildi.

Tarihte bugün, 5 Ağustos 1921’de, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk “Meclis’in sayın üyelerinin umumî surette beliren arzu ve istekleri üzerine Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu vazifeyi, kendi üzerime almaktan doğacak yararları en kısa zamanda elde edebilmek ve ordunun maddî ve manevî kuvvetini en kısa zamanda artırmak ve yönetimini bir kat daha kuvvetlendirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin haiz olduğu yetkileri fiilen kullanmak şartıyla üzerime alıyorum. Hayatım boyunca millî hâkimiyetin en sadık bir hizmetkârı olduğumu milletin nazarında bir defa daha doğrulamak için bu yetkinin 3 ay gibi kısa bir müddetle sınırlandırılmasını ayrıca istiyorum” diyerek başkomutanlık görevini kabul etti.

5 Ağustos 1921 günü Başkomutanlık görevini üstlenen Mustafa Kemal Paşa:

“Savunma hattı yoktur, savunma sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz”emriyle Sakarya Meydan Muharebesini başlattı.

“Sakarya Meydan Muharebesi”, 22 gün 22 gece devam ederek 13 Eylül 1921 günü, düşmanın Sakarya Nehri’nin doğusunda tamamen yok edilmesiyle sonuçlanmıştı.

Bu büyük başarı üzerine 19 Eylül 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya Mareşal rütbesi ve ‘Gazi’ unvanı verildi.

 

ATATÜRK’ÜN İZMİT BASIN TOPLANTISI (16- 17 Ocak 1923) VE BU TOPLANTIDA VERİLEN ÖNEMLİ MESAJLAR

ATATÜRK’ÜN İZMİT BASIN TOPLANTISI (16- 17 Ocak 1923) VE BU TOPLANTIDA VERİLEN ÖNEMLİ MESAJLAR

ATATÜRK’ÜN İZMİT BASIN TOPLANTISI (16- 17 Ocak 1923) VE BU TOPLANTIDA VERİLEN ÖNEMLİ MESAJLAR

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Fikir ve Düşünceleri

Atatürk Spora ve Sporcuya önem verirdi. İşte o bilgiler…

Yayınlama

-

Yazan:

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Atatürk, dünyada beden eğitimini ülkesinde mecburi kılan ilk devlet adamıdır.

Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından sayan Atatürk, sporun her dalı ile uğraşılması ve başarılı olunmasını Türk milletine tavsiye etmiştir.
Atatürk, genç kuşağın bilimin ışığında ruhen, ahlâken, zihnen ve bedenen çok iyi yetiştirilmesi gerektiğine inanmış, spor faaliyetlerine ve sporculara büyük önem vermiştir.

İnsan bedenine zindelik ve güç katan sporu fırsat buldukça kendiside yapan Atatürk’ün, en sevdiği spor dalı güreşti. Güreşi her yönüyle teşvik eden büyük önder, güreş müsabakalarını izlemekten büyük keyif alırdı. Özellikle milli güreşçilerin elde ettiği başarılar karşısında çok heyecanlanır, onları tebrik ederek ödüllendirirdi.
Her alanda olduğu gibi sporda da bilimin ışığından ayrılmamayı tavsiye eden Atatürk’ün, Türk sporuna olan desteği ve katkısı, sporun bütün yurtta yaygınlaştırılması ve örgütlenmesi yolunda olmuştur. Bunun neticesi olarak Türkiye’nin ilk spor teşkilatı olan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” 1922’de İstanbul’da kurulmuş, bu ilk spor cemiyetinin ve federasyonlarının yöneticileri Atatürk’ün meydana getirdiği ortamla seçimle belirlenmiştir. 16 Ocak 1923 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında, “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” kamu yararına kurulmuş bir dernek olarak kabul edilmiş ve böylece ilk kez devlet spora ve sporcuya destek ve yardım elini uzatmıştır.
Büyük Atatürk’ün ölümünü takip eden günlerde o zamanlar yalnız Avrupa’nın değil dünyanın en güçlü günlük spor gazetesi olan ve Fransa’da yayınlanan “L’Auto” yayınladığı geniş bir makalede Atatürk’ün spora verdiği büyük önemi uzun uzun överken şu satırlara da yer verdi:
Dünyada ilk defa beden eğitimini mecburi kılan devlet adamı o oldu. Yalnız kağıt üzerinde ve nutuklarda değil bunu bilfiil yerine getirdi. Stadyumlar ve çeşitli spor merkezleri tesis ettirdi. Halkevlerinin spor kollarını bizzat mürakabe etti ve milletin mukadderatına hakim olduğu günden itibaren Türkiye’de spor gittikçe artan bir önem ve değer kazandı…”
Hiç kuşkusuz onun “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözü de oluşturduğu genç Türkiye devletinin geleceği için düşündüğü ana esaslardan biriydi. Nitekim daha Cumhuriyetin ilanından önceki günlerde hazırlanan hükümet programlarında da bunu bulmak ve görmek mümkündür.

Ulu Önder Atatürk spordaki ilk imzası izciliktir. 1915 yılında, “Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliği” ne atanmasından  sonra rapor hazırlayarak o günün hükümetine iletiyor. Raporunda Miralay rütbesindeki Mustafa Kemal’in Genç Dernekleri Yönetmeni olarak, üzerinde durduğu ana noktalar şunlardı:

  • Yeni neslin fikri ve bedeni eğitimi için genç dernekleri ve izcilik ele alınmalıdır.
  • Gençler 12 yaşından itibaren esaslar dahilinde yetiştirilmelidir.
  • Beden eğitimi okullarda programlı olmalıdır.
  • Spor kulüplerinde sağlığın korunması, spor fizyolojisi ele alınmalıdır.
  • Spor kulüp başkanları siyasetin dışında kalmalıdır.
  • Beden eğitimi ders saatleri arttırılmalıdır.

 

Atatürk’ün içtiği son kahve … ve anıları

 

Atatürk Çanakkale cephesinde kaç yaşındaydı?

 

 

 

 

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

Anıları

Atatürk’ün içtiği son kahve … ve anıları

Yayınlama

-

Yazan:

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Atatürk’ün gençliğinden beri çay yerine her zaman kahveyi tercih ettiğini biliyor muydunuz? Kahvesini şekersiz içmeyi seven Atatürk’ün bu alışkanlığı elbette bir tercih sebebi değil. Harp zamanı şeker bulmak imkansıza yakın olunca şekersiz kahve içmek de onun için bir alışkanlık olmuş.

1938 yılında hayatını kaybeden Atatürk’ün o dönemlerde yakınında bulunan dostlarından biri olan yazar Falih Rıfkı Atay “Çankaya” adlı yapıtında şunları yazıyor:

“Gazi 29 Ekim 1933 tarihinde, yani Cumhuriyet’in kuruluşunun 10. yılında hastaydı. Halsizliği gözle görülür bir hal almıştı. Sabahlara kadar süren sofra sohbetlerinin eski neşesi kalmamıştı. Hayatının hiçbir devresinde şikâyetçi olmamış bu sarışın adam gün be gün karşımızda eriyordu.”

7 Eylül 1938 günü Prof. Dr. Fiessinger, Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’ü muayene ettikten sonra kendisine şöyle der:

“Görüyorum ki, önerilerimi pek dikkate almıyorsunuz. Oysa sıhhatiniz her şeyden önemli. Sigarayı azaltmış olmanız çok memnuniyet verici, ancak yanında lütfen kahve içmeyin. Şu anda sizin için bir fincan kahve bir kadeh alkolden daha tehlikeli. Lütfen kahve içme alışkanlığından vazgeçelim.”
“Tamam Doktor, siz nasıl istiyorsanız öyle yapalım. Ama son kahvemi birlikte içmeyi teklif ediyorum size.”

“Emriniz olur.

Biraz sonra kahveler gelir, biri şekerli diğeri şekersizdir. Gazi, Doktor’la sohbet ederek kahvesini içer ve bu kahve Atatürk’ün hayata veda etmeden önce içtiği son kahvedir.

Doktor saraydan ayrıldıktan hemen sonra manevi kızı Sabiha Gökçen Hanım, nöbetçi doktordan izin alarak Paşa’nın odasına girer. Gazi, onu görür görmez hemen yanına çağırır.

son-kahve “Gel Sabiha, gel çocuk. Sana bir sır vereceğim.”
“Emredin efendim.”
“Şu masanın üstündeki kahve fincanını görüyor musun?”
“Evet, efendim.”
“İşte o benim içtiğim son kahve… Profesör Fiessinger kahve içmemi kati surette yasakladı.”

Sabiha Gökçen Atatürk’e ait olan kahve fincanını alarak odadan çıktıktan sonra tam 65 yıl bu kahve fincanını telvesiyle birlikte saklıyor.

Atatürk’ün Tüylerinizi Diken Diken Edecek ve Gururla Okuyacağınız Anılarından…

 

Profesör Herbert MELZIG(Tarihci) Atatürk hakkında inanılmaz sözleri.

 

 

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

Hayatı ve Hatıraları

ATATÜRK’ÜN İZMİT BASIN TOPLANTISI (16- 17 Ocak 1923) VE BU TOPLANTIDA VERİLEN ÖNEMLİ MESAJLAR

Yayınlama

-

Yazan:

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Mustafa Kemal Paşanın , saltanat ve hilafet konusunda alınan kararların halk üzerinde ne gibi etkiler yaptığını  belirlemek amacıyla çıktığı Batı Anadolu Gezisi’nin en önemli bölümü, İzmit’te dönemin bazı İstanbul gazetelerinin başyazar ve yazar konumundaki gazetecilerle yaptığı “ basın toplantısı” oluşturmaktadır.

Bu basın toplantısıyla Mustafa Kemal Paşa, günün tartışma konusu olan çeşitli konularda  gazetecileri aydınlatmayı ve onların kafalarındaki soru işaretlerini dağıtmayı düşünmüştü. Çünkü O, kamuoyunun ve özelliklede İstanbul kamuoyunun aydınlatılması gerektiğine inanıyordu. Bunun için önce kamuoyunu etkileyecek en önemli araç olarak gördüğü gazetecilerle görüşmeyi, onlara ülkenin milletin gerçek durumunu tüm açıklığıyla anlatmak istemişti.

İzmit basın toplantısında, o günlerin en önemli gündem meseleleri olan; “Lozan  Barış Konferansı, yeni Türkiye  devletinin temel esasları, hükümet ve yönetim şekli, Saltanat ve Hilafet meseleleri, toplum hayatının  çeşitli alanlarında yapılacak inkılap, siyasî parti olarak  bir “ Halk Fırkası ‘ nın kurulması” gibi konularda görüşmeler yapılmıştı.. Bu toplantı aynı zamanda  açıkladığı fikir ve görüşleriyle  Mustafa  Kemal Paşanın  uzun vadede gerçekleştirmeyi düşündüklerini  açıkladığı  bir geleceği belirleme toplantısı olmuştur.

 

Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum

Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

Popüler