Bizimle iletişime geçin

Genel

Profesör Herbert MELZIG(Tarihci) Atatürk hakkında inanılmaz sözleri.

Yayınlama

-

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Istırap çeken dünyada barış ve esenliği yeniden kurmak ve insanlığın yalnız maddi değil, manevi gelişmesini sağlamak isteyenler Atatürk’ün iman verici ve yön göstericiliğinden örnek ve kuvvet alsınlar.

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Fikir ve Düşünceleri

Atatürk Spora ve Sporcuya önem verirdi. İşte o bilgiler…

Yayınlama

-

Yazan:

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Atatürk, dünyada beden eğitimini ülkesinde mecburi kılan ilk devlet adamıdır.

Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından sayan Atatürk, sporun her dalı ile uğraşılması ve başarılı olunmasını Türk milletine tavsiye etmiştir.
Atatürk, genç kuşağın bilimin ışığında ruhen, ahlâken, zihnen ve bedenen çok iyi yetiştirilmesi gerektiğine inanmış, spor faaliyetlerine ve sporculara büyük önem vermiştir.

İnsan bedenine zindelik ve güç katan sporu fırsat buldukça kendiside yapan Atatürk’ün, en sevdiği spor dalı güreşti. Güreşi her yönüyle teşvik eden büyük önder, güreş müsabakalarını izlemekten büyük keyif alırdı. Özellikle milli güreşçilerin elde ettiği başarılar karşısında çok heyecanlanır, onları tebrik ederek ödüllendirirdi.
Her alanda olduğu gibi sporda da bilimin ışığından ayrılmamayı tavsiye eden Atatürk’ün, Türk sporuna olan desteği ve katkısı, sporun bütün yurtta yaygınlaştırılması ve örgütlenmesi yolunda olmuştur. Bunun neticesi olarak Türkiye’nin ilk spor teşkilatı olan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” 1922’de İstanbul’da kurulmuş, bu ilk spor cemiyetinin ve federasyonlarının yöneticileri Atatürk’ün meydana getirdiği ortamla seçimle belirlenmiştir. 16 Ocak 1923 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında, “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” kamu yararına kurulmuş bir dernek olarak kabul edilmiş ve böylece ilk kez devlet spora ve sporcuya destek ve yardım elini uzatmıştır.
Büyük Atatürk’ün ölümünü takip eden günlerde o zamanlar yalnız Avrupa’nın değil dünyanın en güçlü günlük spor gazetesi olan ve Fransa’da yayınlanan “L’Auto” yayınladığı geniş bir makalede Atatürk’ün spora verdiği büyük önemi uzun uzun överken şu satırlara da yer verdi:
Dünyada ilk defa beden eğitimini mecburi kılan devlet adamı o oldu. Yalnız kağıt üzerinde ve nutuklarda değil bunu bilfiil yerine getirdi. Stadyumlar ve çeşitli spor merkezleri tesis ettirdi. Halkevlerinin spor kollarını bizzat mürakabe etti ve milletin mukadderatına hakim olduğu günden itibaren Türkiye’de spor gittikçe artan bir önem ve değer kazandı…”
Hiç kuşkusuz onun “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözü de oluşturduğu genç Türkiye devletinin geleceği için düşündüğü ana esaslardan biriydi. Nitekim daha Cumhuriyetin ilanından önceki günlerde hazırlanan hükümet programlarında da bunu bulmak ve görmek mümkündür.

Ulu Önder Atatürk spordaki ilk imzası izciliktir. 1915 yılında, “Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliği” ne atanmasından  sonra rapor hazırlayarak o günün hükümetine iletiyor. Raporunda Miralay rütbesindeki Mustafa Kemal’in Genç Dernekleri Yönetmeni olarak, üzerinde durduğu ana noktalar şunlardı:

  • Yeni neslin fikri ve bedeni eğitimi için genç dernekleri ve izcilik ele alınmalıdır.
  • Gençler 12 yaşından itibaren esaslar dahilinde yetiştirilmelidir.
  • Beden eğitimi okullarda programlı olmalıdır.
  • Spor kulüplerinde sağlığın korunması, spor fizyolojisi ele alınmalıdır.
  • Spor kulüp başkanları siyasetin dışında kalmalıdır.
  • Beden eğitimi ders saatleri arttırılmalıdır.

 

Atatürk’ün içtiği son kahve … ve anıları

 

Atatürk Çanakkale cephesinde kaç yaşındaydı?

 

 

 

 

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

Genel

Atatürk hakkında söylenenler

Yayınlama

-

Yazan:

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

“Bir insana ölümünden sonra bu derece sevgi ve yas gösterileri yapılması milletler tarihinde az görülen şeylerdendir.” (ATHİNAİKA, Atina, 12 Kasım 1938)

“Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir… Bu olağanüstü işleri yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.”

(Eleftherios Venizelos, Yunanistan Başbakanı, 1933)

 

“Bir insana ölümünden sonra bu derece sevgi ve yas gösterileri yapılması milletler tarihinde az görülen şeylerdendir.”

(ATHİNAİKA, Atina, 12 Kasım 1938)

 

“İngiliz, Fransız ve İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırıp bizi de yenince,, karşımızda sıradan bir adam bulunmadığını ve O’nun gerçek yaratıcı kudretini kavramaktan uzak kalmış olduğumuzu kabul ettik.” (1938)

(Yorgi PESMAZOĞLU, Yunan Ekonomi Başkanı)

 

“Çok, pek çok devrimciler görüldü. Fakat hiçbiri Atatürk’ün cesaret ettiği ve muvaffak olduğu şeyi yapmadı.”

(Messager D’Athenes, Yunanistan Gazetesi, 11 Kasım 1938)

 

“Tarih, silinmez harflerle bu devlet adamın ismini hakedecektir. Atatürk bir halk adamıdır. Kırılmaz azmi, keskin zekâsı ve kudreti kendisini yendiği alın yazısının önüne getirmiş, böylece yeni Türkiye’nin yaratıcısı olmuştur.”

(Yugoslavya, Politika Gazetesi, 11 Kasım 1938)

 

“Sakarya Savaşı, Sakarya Zaferi, yirmi yaşımın en kuvvetli hatırası olmuştur. O zamanlar, kendi kendime diyordum: Acaba ben de ulusumu böylesine seferber edemezmiyim, onun ruhuna kurtarıcı hamleyi, bu dizgin tanımaz ihtirası aşılayamaz mıyım?”

(Habib BURGİBA, Tunus Devlet Başkanı, 1965)

 

“Atatürk, tarihin her devresi için, insanlığın bir mucizesidir.”

(Suriye)

 

“Atatürk’ün ölümü yalnız Türk Milleti için değil, onun örneğine çok muhtaç olan bütün Doğu milletleri için en büyük kayıptır.”

(ELEYYAM Gazetesi, Şam-1938)

 

“Vatanını muhakkak bir parçalanmaktan kurtararak gemisini güvenilir bir limana götürdükten sonra milletinden bir taht istemedi. O, kelimenin bütün anlamıyla bir insan, eşsiz bir dahi, kahraman bir asker ve siyaset adamı idi. Hayatını milleti’nin mutluluğuna adadı, bu uğurda genç yaşda hayata gözlerini kapadı.”

(Elifba Gazetesi, Şam-1938)

 

“O’nun ölümü, dünya için de derinliği ölçülmez bir kayıptır.”

(Sovyetler Birliği)

 

“Adı, Türk Milleti’nin millî kurtuluş savaşında ve Türkiye’nin siyasi alanda yeniden örgütlenmesine gayet sıkı bir surette bağlı olan Kemal Atatürk’ün ölümü gerek Türkiye için, gerekse bütün dostları için derinliği ölçülmez bir kayıptır. Türk Milleti’nin en samimi dostları arasında bulunan Sovyetler, zamanımızın bu örneksiz devlet adamının öneminden dolayı derin bir acı içindedirler.”

(İzvestia Gazetesi, Moskova, 1938)

 

“Atatürk, dünya üzerinde yeni bir devir açmış bir insandır. Ben, O’nun Türk kadınlarına hak vererek ve bir ülkede anayı, yakışır olduğu yüceliğe eriştirerek Batı’ya ders verdiğini nasıl unuturum.”

(Uluslararası Kadınlar Birliği Delegesi, Prenses Aleksandrina)

 

“Romanya’da Atatürk’ün ölüm haberi geldiği gün, bütün okullarda dersler tatil edildi.”

(Romanya-Rador Ajansı: Bükreş)

 

“Milletimiz, en büyük Türk’ün karşısında kederli bir saygı ile eğilmektedir.”

(Romanya)

 

“Atatürk, başı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz O’na yaklaştıkça o yükselir ve aranızdaki mesafe sonsuza değin aynı kalır. Devirlerinde büyük gözüken, zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalacaktır.”

(Arriba Gazetesi, Portekiz, 1938)

 

“Uzun bir yol aşılmış, Kemal Atatürk’ün ölümüyle Müslüman dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir. Atatürk gibi bir önder önlerinde bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde Hind Müslümanları bugünkü durumlarına hâlâ razı olacaklar mı?”

(Muhammet Ali Cinnah-Kaidiâzam, Pakistan Cumhurbaşkanı, 1954)

 

“Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, O’nun bakışı ile cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik.”

(İkbal, Pakistan Millî Şairi)

 

“Atatürk’ün yaptıkları insanoğlunun kolay kolay yapabileceği şeylerden değildir. O; büsbütün başka bir insandı.”

(El-Mısri Gazetesi, Mısır, 11 Kasım 1938)

 

“Türkler, Atatürk’ü olağanüstü bir tutkunlukla seviyorlar. Bursa’ya giderken trende rast geldiğim bir çocuğa İstanbul veya Ankara’dan hangisini sevdiğini sordum. Çocuk Ankara’yı sevdiğini söyledi. Nedenini sorduğumda: ‘Ankara’da Atatürk bulunduğu için..’ cevabını verdi.”

(Mısır, El Bela Gazetesi)

 

“Yüzyılımızda, ‘olmayacak hiçbir şey yoktur’ şeklindeki tarihi gerçeği ispatlayan ilk adam olmuştur.”

(Eski Ujsag. Macaristan)

 

“Budapeşte, 20 (a,a) – Macar ajansı tebliğ ediyor: Başvekil İmredi, Atatürk’ün cenaze törenini yapılacağı 21 Kasım Pazartesi gününü Macaristan’ın millî yas günü sayarak bütün memlekette resmi binalara siyah bayraklar çekilmesini emretmiştir. Harbiye Nazırı ve Budapeşte Belediye Reisi de, askeri binalar ve belediye binaları için aynı kararı almışlar ve Belediye Reisi ayrıca, halkı da siyah bayrak çekmeye dâvet etmiştir.”

(Namzetti Ujsang Gazetesi, Budapeşte-1938)

 

“Dünyanın çok nadir yetiştirdiği dahilerdendir. Dünya tarihinin gidişini değiştirmiştir.”

(An Nahar, Beyrut)

 

“Yüzyıldanberi Küçük Asya’nın çıkardığı en büyük lider.”

(The Japan Chronicle, Kobe)

 

“Hayatının sonuna kadar milleti’nin mutlak güveni ile kurduğu devletin başında muzaffer kumandanının kişiliği, eşi görülmemiş bir karakter örneğidir.”

(Comte Carlo Sforza, İtalya Eski Dışişleri Bakanı)

 

“Üstün iradesi, tükenmez cesareti ve eşsiz seziş ile hasımlarını dize getirdi. Fazilet ve ciddiyeti, üç yılda memleketine yalnız askeri,aynı zamanda tam ve doyurucu bir siyasi zafer kazandırdı.”

(F. Perrone Di San Martino, İtalyan Yazarı)

 

“Atatürk’ün ölümü ile dünya büyük bir liderini kaybetti.”

(Gazeta Del Popolo Gazetesi, İtalya, 11 Kasım 1938)

 

(Lozan Üniversitesi salonunda, Lozan Türk Talebe Cemiyeti’nin hazırladığı törende.)

“Siz Türk gençleri, bugün Büyük Şef’inizi kaybettiğinizden dolayı ne kadar ağlasanız haklısınız. Üniversite, sizin bu büyük yasınıza katılmaktadır. Atatürk’ün bu Büyük Adam’ın hayatını burada az bir vakit içinde bildirmeye imkân yoktur. Bu dâhinin, vatanının tarihinde işgal ettiği parlak sayfaları size hatırlatmak isterim. Türkiye’yi yaratan, tarihimizin bu en Büyük Adam’ını başımı en derin hürmetle eğerek selâmlarım.”

(Profesör MORRF)

 

“Atatürk, bir medeniyet kaynağı idi.”

(İsviçre)

 

“Modern Türkiye’nin yaratıcısı Kemal Atatürk’ün eserleri, memleketi için yaptıkları İsveç’te çok iyi bilinmektedir. Atatürk’ün liderliği altında Türkiye’nin kalkınmasını, fevkâlâde ileri hamlelerini hayranlıkla takib ettik. Atatürk’ün, hukuk alanında olduğu gibi, diğer alanlarda da getirdiği reformlarla Türkiye, içinde bulunduğu çok zor durumdan kurtarılıp kuvvetli ve güvenilir temeller üzerine yerleştirilmiştir.”

(ERLANDER, İsveç Başbakanı)

 

“Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri,hiçbir millete nasip olmayan cesur ve büyük bir inkılâpçı olmuştur.”

(Ben Gurion, İsrail Başbakanı, 1963)

 

“Atatürk, askeri dehâ ile devlet adamı filozof dehâsını toplamıştır.”

(İspanya)

 

“İslam dünyasının büyük insan yetiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler, Atatürk’ü hatırlamalı ve utanmalıdırlar.”

(Tahran Gazetesi, İran, 1939)

 

“Atatürk’ün ölümü dolayısı ile Kraliyet Sarayı Şehinşâhi ve hükümet bir ay resmî yas ilân etmiştir. Majeste Şehinşah, gömme töreninin sonuna kadar İran’da askerî ve resmî binalar üzerinde ve yabancı ülkelerdeki  İran temsilciliklerinde bayrakların yarıya indirilmesini emir buyurmuşlardır. Bu irade-i Şehinşahî bugün bütün gazetelerde ilân edilmiştir.”

(Tahran)

 

“Bugün Türkiye, büyük ve yeni bir memlekettir. Ve savaş sonrasının dehşet, sefalet ve bitkinliğinden çıkmış olan bu yeni Türkiye, Atatürk’ün dimağında vücut bulmuştu. O, bu Türkiye’yi kendi elleriyle dünyaya getirdi.”

(Dela Mail Gazetesi)

 

“Kadınlar başka hiçbir ülkede bu kadar hızla ilerlememişlerdir. Bir ulusun bu derece değişmesi, tarihte, gerçekten eşi olmayan bir olaydır.”

(İngiliz, Daily Telgraph Gazetesi)

 

“Atatürk, yalnız Türk Milleti’nin değil, özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletler önderiydi. O’nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk.”

(Bayan Sucheta KRIPALANI, Hint Parlamento Heyeti Başkanı)

 

“Denilebilir ki onsuz, İslâm alemi yolunu bulabilmek için elli yıl daha bekleyecekti.”

(Fransız, Berthe Georges-Gaulis)

 

“Atatürk öldü. Barış kubbesinin Doğu sütunu yıkıldı. Artık evrende barışı kimse garanti edemez. Nitekim Avrupalı devlet adamları; O’nun 1930’da yaptığı uyarı ve tavsiyeleri dinlememiş ve dünyayı 1939 yılında ikinci büyük savaş felâketinin içine sürüklemişlerdir.”

(Fransız Gazetesi Sanerwin)

 

“Tarih çok büyükler gördü. İskenderler’i, Napolyon’ları, Washington’ları gördü. Fakat yirminci yüzyılda büyüklük rekorunu Atatürk, bu Türk oğlu Türk kırdı.”

(L’Illustration, Fransa)

 

“Atatürk, yirminci yüzyılın en büyük mucizesidir.”

(National Tidence Gazetesi, Danimarka, 11 Kasım 1938)

 

“Eğer tarih bir kalbe sahip olsaydı, Mustafa Kemal’i mutlaka kıskanırdı.”

(Tchang Yang Yee Pan Gazetesi, Çin, 1958)

 

“Atatürk, bütün Asya kıtasının Ata’sıdır.”

(Çin)

 

“Biz Çinliler, hepimiz bu yasa katılıyoruz. Zira büyük bir milletin, çok sevilen Büyük Ata’sının ölümü,yalnız Türkiye için değil, aynı zamanda bizim kıtamızda ve bütün dünyada büyük bir boşluk bırakmaktadır.”

(Çin Basını)

 

“Hiç bir ülke, Atatürk’ün Türkiye’sinin gördüğü değişiklikleri bu kadar hızlı bir şekilde görmemiştir. Bugünün Türkiye’sinin tarihi Mustafa Kemal’in tarihidir.”

(Dness Gazetesi, Bulgaristan, 11 Kasım 1938)

 

“Türkiye’nin uluslararası ünü, prestij ve otoritesi durmaksızın yükselmiştir. Milletine bu kadar az zamanda bu ölçüde hizmet edebilen tek devlet adamı Atatürk’tür.”

(Libre Belgique Gazetesi)

 

“Bir yenilginin uçurumuna düştüğü halde, ilkin neticesiz sanılan İstiklâl Mücadelesini yapan Türk Milleti,önünde saygıyla eğilmeden bu satırlara son veremez. Zafer neşesiyle kendinden geçmiş bir diplomasinin kararını ‘hayır’ diyerek yırtmak ve yüzlerine fırlatmak örneğini biz Almanlar, Türklere borçluyuz.”

(Alman Askeri Dergisi Vissen Und Vehr)

 

“Benim üzüntüm iki türlüdür; önce böyle büyük bir adamın kaybından dolayı bütün dünya gibi üzgünüm. İkinci üzüntüm ise, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkân kalmamış olmasıdır.”

(Franklin ROOSEVELT, A.B.D. Başk.)

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

Genel

‘Andımız’ kararı: Artık Okutulsun!

Yayınlama

-

Yazan:

Sonraki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Öğrenci Andı’nın kaldırılması üzerine Türk Eğitim-Sen’in açtığı davada Danıştay kararını verdi. Danıştay, 8 Ekim 2013’te kaldırılan Öğrenci Andı için “Yeniden okutulsun” dedi.

8 Ekim 2013’te kaldırılan Öğrenci Andı, Danıştay’ın kararı ile geri döndü. Danıştay, “Öğrenci Andı okutulsun” dedi. Öğrenci andının kaldırılmasını aynı gün yargıya taşıdıklarını söyleyen Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, “Danıştay 8. Dairesi Türk Eğitim-Sen’in Öğrenci Andı ile ilgili açtığı davayı görüştü ve Öğrenci Andı’nı kaldıran işlemi hukuka aykırı buldu. Buna göre Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu kararı uygulaması ve okullarda yeniden Öğrenci Andı’nı okutması gerekmektedir” dedi. Geylan, kararın ardından Milli Eğitim Bakanlığı’na başvururak, yönetmelik değişikliği istediklerini, okullarda yeniden okutulması için yazılı başvuruda bulunduklarını söyledi.

AİDİYETİ VE BAĞLILIĞI GÜÇLENDİRİYOR

Danıştay 8. Dairesi’nın 2018/2319 numaralı kararının gerekçesinde şu ifadelere yer verildi: “Metinde yer alan kavram ve ilkeler, Anayasamızda anlamını bulan kavram ve ilkeler olduğu gibi milli eğitim sistemimizin Kanun ve Yönetmelikte belirlenen temel amaçlarını da ortaya koymaktadır. Öğrenci Andı adlı bu metin zaman içinde değişikliklere uğramakla birlikte öğrencilere öğretilmek ve davranış biçimi olarak kazandırılmak istenilen değerlere ilişkin kavram ve ilkelerde bir değişiklik olmadan uzun yıllar okullarda okutulmuştur. Uyuşmazlık bu açıklamaların ışığı altında değerlendirildiğinde; yeni nesillerin ülkesine anayasal vatandaşlık temelinde aidiyetini ve bağlılığını güçlendirmeyi, onların milli, manevi ve kültürel değer oluşumuna katkı sağlamayı amaçlayan ve uzun yıllardır okutulan bu metnin yürürlükten kaldırılmasının hukuken geçerli sebeplere dayanması gerektiği tartışmasızdır.

KABUL EDİLEBİLİR GEREKÇESİ YOK

Bu metnin; dayanağını teşkil eden Yasal ve Anayasal kurallarda, bir değişiklik olmadığı gibi bu kuralları şekillendiren ve metinde de yer alan toplumsal değer yargılarımızın ve ilkelerimizin değişmesi ya da değiştirilebileceğinin kabulü de mümkün değildir. Bu durumda, içeriği itibariyle milli eğitim sistemimizin temel amaç ve ilkelerini gerçekleştirmeye katkı sağlar niteliği bulunan, dayanağı kural, ilke ve kavramlarda herhangi bir değişiklik bulunmayan öğrenci andının, herhangi bir kabul edilebilir gerekçeye dayanılmaksızın kaldırılmasında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

HAKLI VE HUKUKİ TEMELLERE DAYANMIYOR

Türk devletini ve milletini ebediyete kadar yaşatacak, çağdaş uygarlığın ve medeniyetin ortağı ve öncüsü yapacak, toplumun ve kişilerin refah, huzur ve mutluluğunu sağlayacak yeni nesillerin yetiştirilmesi olan milli eğitim sistemimizin temel amaçlarını gerçekleştirmesini içeriği itibariyle sağlamaya yardımcı olabilecek nitelikteki öğrenci andının kaldırılmasına ilişkin değişikliğin haklı ve hukuksal temellere dayandırılmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir”

Genel Başkan Talip Geylan, “Kararda dava konusu edilen ‘Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin’ yürürlükten kaldırıldığı, ancak yeni yönetmelikte de öğrenci andına yer verilmediği belirtilerek, “Menfaat ihlalinin ve hukuka aykırılık iddialarının devam etmekte ve geçerli olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekli görülmüştür” denildiğini de kaydetti.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, bu yargı kararıyla birlikte Öğrenci Andı’nın yeniden okullarda okutulmasının bir gereklilik ve zorunluluk olduğunu da söyleyerek, Öğrenci Andı’nın okullarda okutulması için Milli Eğitim Bakanlığı’na da yazılı başvuruda bulunduklarını da açıkladı.

Geylan, “Bazı marjinal çevrelerin Öğrenci Andı’nı ırkçı olarak itham eden söylemleri bu kararla birlikte çöp olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı, milli varlığımızla sorunu olan, Türk milli kimliğine alerji duyan bu ayrılıkçılara geçit vermemeli, toplumuzun büyük çoğunluğunun sesine kulak vererek, Danıştay’ın bu kati kararı doğrultusunda Öğrenci Andı’nın yeniden okullarda okutulmasını sağlamalıdır. Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’a sesleniyoruz: “Türküm, doğruyum, çalışkanım diye haykıran, “Varlığım; Türk varlığına armağan olsun. Ne Mutlu Türküm diyene!” demekten gurur duyan çocuklarımıza Öğrenci Andımızı yeniden armağan edin!” diye konuştu.

Sonraki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

Popüler