Bizimle iletişime geçin

Katıldığı Savaşlar

Atatürk Çanakkale cephesinde kaç yaşındaydı?

Yayınlama

-

Sonraki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazı önlerinde deniz harekâtıyla başlayan savaş, İngiliz ve müttefiki Fransız donanmasının yenilmesiyle 25 Nisan günü ikinci aşamaya geçti. Kara harekâtında da umduğunu bulamayan İtilaf Kuvvetleri, 9 Ocak 1916 günü bölgeden Atatürk’ün deyimiyle “Tam manasıyla kaçtılar!” İşte bu dönemde Yarbay Mustafa Kemal Bey, Sofya’da Askeri Ateşe iken görev ister ve 19. Tümen Komutanı olarak bölgeye atanır. 10 Aralık 1915 gününe kadar gerek bu tümene gerekse Anafartalar Grup Komutanlığı’na Albay rütbesiyle komutanlık yapar. Bu büyük savaşta gösterdiği başarılarla “Anafartalar Kahramanı” olur. Çok sayıda madalyayla onurlandırılır. Tarihin akışını değiştiren savaşta Mustafa Kemal de komutanlık becerisiyle savaşın gidişine yön verir. Bu savaşta onunla birlikte görev yapan subaylar da edindikleri tecrübeyle Kurtuluş Savaşı’na önderlik ederler. İşte Çanakkale cephesinde komutanlık yaptığı sırada henüz 34 yaşında olan Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki rolü:

KOMUTANLIK DEHASI

* Savaşa olabildiğince geç girilmesinden yanaydı. Almanya’nın durumunu öğrenmek istiyordu.

* Savaş başladığında Bulgaristan’ın başkenti Soyfaya’da Askeri Ateşe iken, İstanbul’a başvurarak cephede aktif görev verilmesini istedi. Emir gelince de hemen yola koyuldu.

* Bölgeyi ve arazi durumunu Balkan Harbi yıllarından biliyordu. Bolayır’da 8 Şubat 1913-10 Ağustos 1913 tarihleri arasında görev yapmıştı.

* Düşmanın ilk çıktığı yere zamanında müdahale etmesi ve onları durdurması tarihi niteliktedir. İlk müdahale, Mustafa Kemal Bey’in stratejik bakışındaki doğru ve isabetli tutumdan kaynaklanmıştır. Bu yerinde müdahale olmasaydı, savaşı daha başında kaybedebilirdik.

* Beşinci Ordu Komutanı Liman von Sanders’in, bölgede birlikleri dağıtma ve düşmanı karşılama kararını hatalı bulmuş ve bunu Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya bildirmiştir. 3 Mayıs 1915 tarihli mektubunda Enver Paşa’yı şu ifadelerle uyarır: “Maydos Bölgesi Kuvvetlerini komuta ettiğim zaman, aldığım tertibat ile düşmanın karaya çıkmasına imkân verilmeyebilirdi. (…) Düşmanın karaya çıkması kolaylaştırılmıştır” der.

* Düşmanı karaya çıkıp tutunmadan kıyıda karşılamadan yanadır. Çünkü ona göre düşmanın karaya çıkmaya çalıştığı an, onun en zayıf olduğu andır. Düşmanı sahile çıkarmama taktiğini görev yaptığı Trablusgarp’ta öğrenmişti. 1911-12 yılları arasında süren savaşta görev yapmış ve İtalyanları günlerce sahile çıkamaz/sahilden ilerleyemez hale getirmişti.

* Verdiği yerinde kararlar ve hamlelerle, bölgedeki ordunun komutanı Sanders’in stratejik hatalarını taktik başarılarla dengelemiş ve bu hataları olağanüstü hamle ve başarılarıyla zafere dönüştürmüştür.

* 10 Ağustos 1915 günü Anafartalar Zaferi’ni kazandıran büyük hücumda, önce kendisi siperden çıkarak kişisel cesaret göstermiştir.

Yedek birlik olmasına rağmen, 25 Nisan 1915 günü gerçekleşen çıkarmayı duyduğu an, emir almadığı halde hemen harekete geçti ve Kocaçimen Tepe üzerinden Conkbayırı’na geldi.

* İlk anda bazı birlikler geri çekilmeye başladı. Hatta yer yer panik havası da vardı. İşte bu kritik anda Mustafa Kemal Bey, müdahale ederek kaçan askerleri durdurdu. İkinci bir Balkan Harbi utancını önledi. Geri çekilmeyi önlemek için sert emirler verdi. Geri çekilecekleri ‘vurun’ dedi. Bu hareket için “İşte kazandığımız an buydu” der.

* Gece gündüz demeden akınlarla düşmanın manevi kuvvetini çökertti. Düşman bırakın ilerlemeyi, kendisine sığınacak yer aramakla uğraştı. Siper kazmaya fırsat bulamadı.

* İnsan takati ve gayreti zorlanarak taaruzlara gece gündüz devam edildi. 3 Mayıs 1915 tarihli şu değerlendirmesi çok anlamlıdır: “İstirahat uykusu aramanın bu istirahatten yalnız bizim değil, bütün milletimizin ebediyen mahrum kalmasına sebebiyet verebileceğini hepinize hatırlatırım. Bütün arkadaşlarımın hemfikir olduklarına ve düşmanı tamamendökmedikçe yorgunluk belirtileri göstermeyeceklerine şüphe yoktur.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri (ATABE), C.2, 5. Baskı, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014, s.152.)

* Siperlere çekilen düşmana sürekli hücumlarla rahat yüzü gösterilmedi. Tutunmaları önlendi.

* Düşmanın büyük kuvvetle Anafartalar bölgesine bir çıkarma yapacağını gelişmelerden anladı. Bunun gösteri harekâtı olmadığını, aksine bu bölgeye (Arıburnu-Kocaçimen) yerleşme amaçlı olduğunu tespit ederek, kuvvet kaydırdı ve üst komutanlığa bu konuda görüş bildirerek, bölgeye yeni birlikler gönderilerek takviye edilmesini sağladı.

* 8 Ağustos 1915 günü Ağıldere bölgesinden Şahinsırt ile Conkbayırı’na ilerlemekte olan düşman kuvvetlerinin yapmak istediği harekâtı erkenden saptayarak buna göre tedbir aldı. Bununla Arıburnu cephesinin düşmesini önledi.

ANAFARTALAR KAHRAMANI

* Ağustos ayındaki Anafartalar Savaşı olarak tarihe geçen bu büyük düşman taarruzuna, küçük kuvvetlerin bir araya getirilerek karşı konulmasını ve bunun komutanlığının da kendisine verilmesini istedi. Bu konuda ısrarlı oldu. Komutanlığı aldı da… Bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu anlamak için, düşman orduları Başkomutanı İngiliz General Ian Hamilton’un 10 Ağustos 1915 günü günlüğüne düştüğü not çok şey anlatır: “Conk Bayırı tepelerine yaklaşmış ve tutunmuştuk. Türkler bu ana kadar işgal ettiğimiz mevzileri geri alamamışlardı. Conk Bayırı’nda Türkler çok iyi bir kumandaya sahipler, bunu ilave etmeliyim. Başlarındaki Generaller bizi baskınla bastırmadıkça yenemeyeceklerini biliyorlar. Haliyle durmadan baskın tarruzu deniyorlar. Zararı yok, ölmeyeceğiz ve asla teslim olmayacağız.” (Ian Hamilton, Gelibolu Günlüğü, Çeviri: Osman Öndeş, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1972, s.237.)

* Çanakkale Cephesi’ne Yarbay rütbesiyle gelen Mustafa Kemal Bey, 19. Tümen Komutanı olarak bir tümeni yönetiyordu. Savaşın en kritik anında yaklaşık 130 bin kişilik bir kolorduya Albay rütbesiyle komutanlık yaptı. Bu kritik anı şöyle anlatır: “Nezaketini söyledim, dedim ki: ‘Daha bir an vardır. Bu anı da kaybedecek olursak bir genel felaket karşısında kalmamız pek muhtemeldir.’ Anafartalar’da çıkmış ve çıkmakta olan düşman kuvvetlerini göz önüne almak, ona göre genel tedbirler almak gerektiğini, sevk ve idareyi birleştirmek ve sağlamak için bütün kuvvetlerin bir kumanda altında, vasıtasız bir kumanda altında bulunmasından başka çare kalmadığını söyledim.” (ATABE, c.2, s.157.)

* Grup komutanlığını emrine alması sırasında, 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders’le aralarında “Daha fazla gelmez mi?” diye geçen konuşmada meşhur “Az bile gelir’ sözlerini söylemiştir. Durumun önemini anlayan komutanlık, 8/9 Ağustos 1915 gecesi 21:30 sıralarında Mustafa Kemal Bey’i Anafartalar Grup Kumandanı olarak atadı. Hasta olduğu halde birliklerle 10 Ağustos günü büyük zaferi kazandı. “Fakat ben, vatanım mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için bu sorumluluğu iftiharla üstlendim” der. (ATABE, c.2, s.157-158.)

* Anafartalar Muharebeleri sırasında bir şarapnel parçasıyla göğsünden yaralandı. Şarapnel kalbinin üzerinde duran cep saatini parçaladı. Göğsünde hafif yara açtı. Ancak bunun bile duyulmasını istemedi ve yanında bulunan subayı uyararak “Sus!” dedi. Bununla askerin moralinin bozulmasını önledi ve savaşma azmini devam ettirdi.

* En zor anlarda öne atılarak örnek oldu. Yanındaki subay ve erlerin de arkasından gelerek yapmak istediği harekâtı gerçekleştirdi. Sadece karargâhtan savaşı yönetmedi. Sürekli gelişmeleri olay yerinden izliyerek anında yeni duruma göre pozisyon aldı/aldırdı. Öyle ki 4 ay siperden çıkmadığı oldu.

* Düşmanın bölgeyi tahliye edeceğini tahmin etti. Buna fırsat vermeden hücumla denize dökülmesinden yanaydı. (Ercan Dolapçı, Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’ndaki Rolü, Kategori Yayıncılık, İstanbul, 2018, s.187-200.)

Sonraki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Katıldığı Savaşlar

Atatürk’ün katıldığı savaşlar

Yayınlama

-

Yazan:

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk, askeri kökenli olup hayatı boyunca birçok savaşta bizzat bulunmuş ve komutanlık etmiştir. Bu savaşları şu şekilde sıralayabilriz:

  • 31 Mart Vakası 13 Nisan 1909 (Savaş olarak sayılmaz)
  • Arnavutluk İsyanı 15 Ocak 1911 (Savaş olarak sayılmaz)
  • Trablusgarp Savaşı 29 Eylül 1911
  • İkinci Balkan Savaşı 1912- 1913
  • Çanakkale Savaşı 18 Mart 1915
  • Doğu (Kafkas) Cephesi 1916-1917
  • Suriye-Filistin Cephesi 1917-1918
  • Kurtuluş Savaşı 1919 – 1923
  • Sakarya Savaşı 20 Ekim 1921
  • Büyük Taarruz 4 Mart 1922

31 Mart Vakası (13 Nisan 1909)

İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’da oluşan yönetime karşı oluşturulmuş çok büyük çapta bir ayaklanmadır. Toplamda 13 gün sürmüştür. En başta askeri bir yapı ile başlayan ayaklanma daha sonra dini kesimlerinden araya girmesi ile dini bir boyut kazanmıştır. İstanbul’da hükümetin istifa etmesini sağlayan isyan ile isyancı askerler 7 gün boyunca İstanbul’u kuşatmışlardır. Bu askerlerin hangi amaç ile isyan ettikleri ve bu isyanın planlı ya da bilinçli bir isyan olup olmadığı hala bilinmemektedir.

31 Mart faciasının birebir içerisinde bulunan ve olayları gözlemleyen Atatürk, Orgeneral İzzettin Çalışlar ile isyan eden askerlere karşı savaşmışlardır. Atatürk’ün oluşturmuş olduğu Hareket Ordusu’nun başarısı ve 31 Mart Vakasında yaşananlar daha sonra Atatürk’ün dilinden Ulusal Gazetesinden yayımlanmıştır.

Arnavutluk İsyanı (15 Ocak 1911)

Bu isyanı bastırmak üzere görevlendirilen o dönemde Harbiye Nazırı olan Mahmut Şevket olmuştur. Mahmut Şevket komutasındaki isyanı durdurmak için görevlendirilen kuvvet içerisinde Mustafa Kemal Atatürk de bizzat bulunmuştur. Mahmut Şevket ve Atatürk’ün de dahil olduğu ordu isyanı bir ay içerisinde bastırmıştır.

Trablusgarp Savaşı (29 Eylül 1911)

1911-1921 Türk-İtalyan Savaşı olarak da geçen savaş Osmanlı İmparatorluğu ile İtalya arasında geçmiştir. Bu savaş genel olarak Adriyatik Denizi, Ege Adaları, Çanakkale boğazı ve Kızıldeniz üzerinde gerçekleşmiştir. Birinci Balkan Savaşı’nın da aynı zamanda başlaması üzerine sahip olduğu askeri gücü birçok savaş arasında paylaştırması sonucu başarısızlığa uğrayan Osmanlı İtalya’ya karşı yenilmiş ve bu yenilgi sonucu Trablusgarp, Fizan ve Sirenayka bölgelerini kaybetmiştir. Daha sonra ise bu bölgelerin birleşmesi ile Libya Devleti kurulmuştur. Savaş sırasında her ne kadar İtalyan Güçleri Rodos ve Oniki Ada’yı kuşatmış olsalar da savaş sonrası imzalanan Uşi antlaşması ile Oniki Ada yeniden Osmanlı’ya verilmiştir.

Trablusgarp Savaşı sırasında Mustafa Kemal Atatürk binbaşı rütbesi ile Tobruk Muharebesini yöneterek askeri alandaki başarısını göstermiştir. 8 Ekim tarihinde başlayan Balkan Savaşları nedeni ile Osmanlı İtalya ile anlaşmaya razı olmuş ve savaştan çekilmiştir. Savaş sonucu İtalya’nın şartları kabul edildi ve 15 Ekim 1912’de İsviçre’nin Ouchy (Uşi) kentinde antlaşma imzalandı.

İkinci Balkan Savaşı (1912- 1913)

Balkan Savaşları sırasında dört ülkeye karşı birden savaşan Osmanlı Devleti, Balkan Savaşları’nı kaybetmiştir. Bu savaş sonrası Londra Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre, Osmanlı Devleti Balkan ve Trakya topraklarını kaybetmiştir.  İkinci Balkan Savaşı’da Balkan Devletleri’nin kazandıkları toprakları kendi aralarında paylaşamamaları sonucu çıkmıştır.  Bu sırada Trablusgarp’ta ordu komutasında görev yapan Mustafa Kemal Atatürk ise bu savaşın sonra ermesi ile İstanbul’a dönmüş ve İkinci Balkan Savaşı’nın patlak vermesi ile Gelibolu’da yeniden görevlendirilmiştir.

İkinci Balkan Savaşı sırasında Trakya’da gösterdiği başarısından dolayı Mustafa Kemal Atatürk Sofya ateşeliğine atanmıştır. Osmanlı Devleti’nin Birinci Balkan Savaşı ile Gelibolu ve Trakya’da kaybettiği toprakların bir kısmını İkinci Balkan Savaşı ile geri kazanmasında Mustafa Kemal’in askeri başarısı yine etkili olmuştur.

Çanakkale Savaşı (18 Mart 1915)

Birinci Dünya Savaşı esnasında Osmanlı Devleti’nin savaştığı en güçlü cephelerden bir tanesi Çanakkale Cephesi olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı cephelerinden birisi olan Çanakkale Cephesi’nde Rusya’ya yardım etmek isteyen İngiltere ve Fransa ile savaşılmıştır. Fransa ve İngiltere’nin Rusya’ya yardım etmek istemesinin altında yatan neden ise Rusya’nın zayıflayan ekonomisini güçlendirerek Rusya’nın Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmasını sağlayabilmekti. Bu amaçlar ile Fransa ve İngiltere Çanakkale Cephesi’ne bir saldırı düzenlediler.

İlk olarak deniz savaşları ile başlayan Çanakkale Savaşı  İngiliz ve Fransız’ların Çanakkale Boğazı’ndan geçiş sırasında ağır kayıplar vermesi ile ilerledi. Denizde ağır kayıplar veren bu devletler Gelibolu’ya asker çıkararak Osmanlı Devleti’ne karadan saldırmayı planlamışlarsa da Gelibolu’da Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasındaki Türk ordusu, bu saldırıyı yine denizde olduğu gibi başarılı bir şekilde önlemeyi başarmıştır. Gelibolu Yarımadası’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün düşman askerlerine karşı gösterdiği başarısı onun albaylık rütbesine yükselmesini sağlamıştır. Bu savaşlar sırasında yaklaşık olarak 253.000 subay, er ve erbaş şehit olmuştur. Düşman orduları Fransız ve İtalyanlar ise yine aynı şekilde Türkler kadar çok kayıplar vermişler ve 1915 senesin 20 Aralık tarihinde Anafartalar ve Arıburnu’ndan kesin olarak çekilmişlerdir.

Doğu (Kafkas) Cephesi (1916-1917)

Mustafa Kemal Atatürk 11 Mart 1916 tarihinde Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır, Muş ve Bitlis cephesinde Ruslara ve Ruslar ile birleşen Ermenilere karşı savaşmıştır. 8 Ağustos 1916 tarihinde Bitlis’de ve 14 Mayıs 1917 tarihinde Muş cephesinde düşmana karşı zafer elde edilmiş ve bu bölgeler düşman işgalinden kurtulmuştur. 1 Nisan 1916 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’e Doğu (Kafkas) Cephesi olarak da bilinen Diyarbakır, Muş ve Bitlis cephelerinde göstermiş olduğu başarısından dolayı Tuğgenerallık Rütbesi verilmiştir. Bu cephede gösterilen başarı sonrası Rus birlikleri geri çekilmiştir.

Suriye-Filistin Cephesi (1917-1918)

1914 senesinde Süveyş Kanalı’na tamamen sahip olan İngilizler 1917 senesinde de Gazze’ye saldırmışlardır. Burada geçen savaşlar Birinci ve İkinci Gazze Savaşları olarak geçmektedir. Türklerin göstermiş olduğu başarısı sonrası İngilizler Gazze’de bir yenilgi elde etmişlerdir. Bu yenilgi sonrası takviye güçleri ile askeri gücünü kuvvetlendiren İngilizler, Filistin Cephesi’ne yoğun baskılar yapmışlardır. Bu süre içerisinde 7. Ordu Komutanlığı’na atanmış olan Mustafa Kemal Atatürk Yıldırım Ordular Komutanı General Falkenhayn ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine bu görevinden istifa etmiştir.

24 Ekim 1917 tarihinde İngilizler 138.000 asker ile taarruza geçmişler ve Birusseba-Gazze savaşını kazanmışlardır. 1918 senesinde Mustafa Kemal Atatürk istifa ettiği 7. Ordu Komutanlığı’na yeniden dönerek İngilizlere karşı orduyu komuta etmiştir. Asker sayısını 460.000 e çıkaran İngilizler ise Filistin’i ele geçirmeyi başarmışlardır.

Bu cephede Mustafa Kemal Atatürk, hem İngilizlere hem de Arap silahlı çetelerine karşı savaşmıştır. Sonunda İngilizleri durdurmayı başarmış ve 31 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonrası Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı’na atanmıştır.

Kurtuluş Savaşı (1919 – 1923)

Türk ordusunun büyük bir azimle savaştığı bir cephe olan Kurtuluş Savaşı Cephesi 31 Mart 1921 senesine kadar sürmüş ve çok kanlı geçmiştir. Mustafa Kemal Bu savaş sonrası `milletin makus talihini yenen bir savaş olmuştur` şeklinde bir ifade ile bu savaşın önemini anlatmıştır.

Sakarya Savaşı (20 Ekim 1921)

Mustafa Kemal Atatürk Yunanlara karşı savaşılan bu cepheye 18 Temmuz 1921 tarihinde bizzat gelerek gözlemlemiştir. Ordunun yeniden güçlendirilebilmesi için Sakarya’ya kadar çekilmesini söyleyen Atatürk Yunan ordularına karşı bir şans elde etmiştir. Bu cephede savaşırken Başkomutan unvanı alan Atatürk, 12 Ağustos 1921 günü bu unvanı ile ordunun başına geçmiştir.

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

Popüler