Bizimle iletişime geçin

Anıları

İlk Aşkı

Yayınlama

-

Sonraki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Salih Bozok  anlatıyor:

Mustafa, 10–12 yaşında iken 8 yaşında bir komşu kızına âşık olmuştu. Akşamları okuldan çıkar çıkmaz evine koşar, derhal elbiselerini ütületir, oyun seyretmek bahanesiyle zıp zıp oynayan çocukların yanına giderdi. Fakat asıl maksadı, komşu kızını pencereden görmek. İşte Mustafa’ya iyi giyinmek merakı biraz da buradan gelmiştir.

Bütün hayatında yaptıklarını bir ‘İnsan’ olarak yapmakla övünen, ‘mucize’ kelimesinden nefret eden Atatürk, ilk gençlik günlerinden itibaren, bir insanın hayatta nelerden istifade edebileceğini bilmiş ve bunların hepsini de kişiliğinde denemişti.

Çalışmak, ağırbaşlı ve her şeyde başarılı olmak kesin kararı yanında ‘sevmek’ hakkını da kendinde buluyordu ve sevmişti de.”

Mustafa Kemal, Manastır İdadisi2’ndeki  öğrenim devresinde Selanik’te, annesinin yanına geliyordu. Askeri elbise güzelliğini fevkalade arttırıyordu. Selanik’in kızları pervane gibi etrafında dönüyorlardı. Fakat Mustafa Kemal’in gözü hiçbirini görmüyordu. O, mahallesindeki bir Rum kızına gönlünü kaptırmıştı. Okulun açılma zamanı yaklaştıkça Mustafa Kemal’in de üzüntüsü çoğalıyordu. Sonunda kurtuluş çaresini kızı da Manastır’a kaçırmakta bulur. Bu karar duyulunca annesi Zübeyde Hanım bir hayli telaşlanır ve durumu kardeşi Subaşı Hüseyin Ağa’ya açar. Mustafa Kemal, kızla anlaşmıştır. Hatta Manastır’da bir oda bile tutulmuştur.

Manastır’da hareket günü gelir. Mustafa Kemal istasyonda kızı beklemektedir. Trenin hareket saati yaklaşınca Mustafa Kemal’in telaş ve heyecanı da artmaktadır. Gözleriyle kalabalık arasında ara vermeden nişanlısını aramaktadır.

Kampana çalmış, trenin tekerlekleri dönmüştür. Lokomotif ağır ağır istasyondan uzaklaşırken Mustafa Kemal, dayısı Subaşı Hüseyin Ağa’nın gözlerinde şeytanca bir parıltı görür ve her şeyi anlar. Ünlü dayısı aynı gün kızı bulmuş, Manastır’a gitmesine şiddetle engel olmuştur.

Bunları sofra başında anlatan Atatürk:

-“Dayım haklıydı” diye ilave etmiştir.3

1 Salih Bozok, (1881–1941), Mustafa Kemal’in Selanik’ten arkadaşlığı olan Salih Bey, uzun süre Mustafa Kemal’in Başyaveri olur, Milletvekili.

2 Eskiden lise ayarında okul.

3 Niyazi Ahmet Banoğlu, Yayınlanmamış Belgelerle Atatürk’ün Siyasi ve Özel Hayatı, İlkeleri, 2. Baskı, İstanbul 1981, s. 21–23.

Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009

Sonraki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anıları

Atatürk’ün içtiği son kahve … ve anıları

Yayınlama

-

Yazan:

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Atatürk’ün gençliğinden beri çay yerine her zaman kahveyi tercih ettiğini biliyor muydunuz? Kahvesini şekersiz içmeyi seven Atatürk’ün bu alışkanlığı elbette bir tercih sebebi değil. Harp zamanı şeker bulmak imkansıza yakın olunca şekersiz kahve içmek de onun için bir alışkanlık olmuş.

1938 yılında hayatını kaybeden Atatürk’ün o dönemlerde yakınında bulunan dostlarından biri olan yazar Falih Rıfkı Atay “Çankaya” adlı yapıtında şunları yazıyor:

“Gazi 29 Ekim 1933 tarihinde, yani Cumhuriyet’in kuruluşunun 10. yılında hastaydı. Halsizliği gözle görülür bir hal almıştı. Sabahlara kadar süren sofra sohbetlerinin eski neşesi kalmamıştı. Hayatının hiçbir devresinde şikâyetçi olmamış bu sarışın adam gün be gün karşımızda eriyordu.”

7 Eylül 1938 günü Prof. Dr. Fiessinger, Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’ü muayene ettikten sonra kendisine şöyle der:

“Görüyorum ki, önerilerimi pek dikkate almıyorsunuz. Oysa sıhhatiniz her şeyden önemli. Sigarayı azaltmış olmanız çok memnuniyet verici, ancak yanında lütfen kahve içmeyin. Şu anda sizin için bir fincan kahve bir kadeh alkolden daha tehlikeli. Lütfen kahve içme alışkanlığından vazgeçelim.”
“Tamam Doktor, siz nasıl istiyorsanız öyle yapalım. Ama son kahvemi birlikte içmeyi teklif ediyorum size.”

“Emriniz olur.

Biraz sonra kahveler gelir, biri şekerli diğeri şekersizdir. Gazi, Doktor’la sohbet ederek kahvesini içer ve bu kahve Atatürk’ün hayata veda etmeden önce içtiği son kahvedir.

Doktor saraydan ayrıldıktan hemen sonra manevi kızı Sabiha Gökçen Hanım, nöbetçi doktordan izin alarak Paşa’nın odasına girer. Gazi, onu görür görmez hemen yanına çağırır.

son-kahve “Gel Sabiha, gel çocuk. Sana bir sır vereceğim.”
“Emredin efendim.”
“Şu masanın üstündeki kahve fincanını görüyor musun?”
“Evet, efendim.”
“İşte o benim içtiğim son kahve… Profesör Fiessinger kahve içmemi kati surette yasakladı.”

Sabiha Gökçen Atatürk’e ait olan kahve fincanını alarak odadan çıktıktan sonra tam 65 yıl bu kahve fincanını telvesiyle birlikte saklıyor.

Atatürk’ün Tüylerinizi Diken Diken Edecek ve Gururla Okuyacağınız Anılarından…

 

Profesör Herbert MELZIG(Tarihci) Atatürk hakkında inanılmaz sözleri.

 

 

Önceki
Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

1938'den sonra TÜRKİYE

Atatürk’ün Tüylerinizi Diken Diken Edecek ve Gururla Okuyacağınız Anılarından…

Yayınlama

-

Yazan:

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

”Beni görmek demek, behemehal yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.” – M.Kemal ATATÜRK

 

1. ”Sizin kendinize mi itimadınız yok, Türk hanımının faziletine mi?”

Mualimler Ankara’da bir toplantı yapmışlar, bu içtimaya iki-üç muallim hanım da iştirak ederek salonda ayrı bir yere oturmuşlardı.

Muallim hanımların içtimaya gitmelerini hoş görmeyen meclisin sarıklıları Gazi’ye şikayete giderler. Gazi kızarak:

Kimmiş muallimler cemiyet reisi ? Çağırın onu!”der. Mazhar Müfit birkaç dakika sonra içeri girince gürleyen bir sesle ona çıkışır:

”Siz Muallimler içtimada ne yapmışsınız ? Ne ayıp şey bu?” Mazhar Müfit şaşakalır. Gazi’den bu hareket mi beklenirdi? Sarıklılar muzaffer bir beşaretle gülmektedir. Sarıklılar neşe içinde iken, Gazi’nin sesi hep aynı tonda devam eder:

”Olur şey değil,olur şey değil! Mazhar müfit hala ayakta ve hala ne diyeceğini şaşırmış bir halde cevap vermeye çalışır:

”Efendim vallahi…”

”Bırak bırak ben hepsini biliyorum; içtimaya muallime hanımları da çağırdınız. Fakat onları niye ayrı sıralara oturttunuz ? Sizin kendinize mi itimadınız yok,Türk hanımlarının faziletine mi ? Bir daha öyle ayrılık gayrılık görmeyeyim, anladınız mı ?”

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

Anıları

Atatürk’ün Kemal adının hikayesi

Yayınlama

-

Yazan:

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Selanik’teki halasının yanına taşındıktan sonra Mülkiye İdadisi’ne kaydolan Atatürk, bu okulda Arapça öğretmenliği yapan Kaymak Hafız’dan sopa ile dayak yiyince, zaten orada okumasını istemeyen büyükannesi onu derhal okuldan aldırdı. O dönemde okul formasını çok beğendiği komşularının oğlu Askeri Rüştiye’ye gidiyordu. Ona özenen Atatürk, asker olmasını istemeyen annesinin karşı çıkmasına rağmen, gizlice, Selanik Askeri Rüştiyesi’nin sınavına girdi. Sınavı kazandığı haberini alan Atatürk 1893’te yine gizlice bu okula kaydını yaptırdı.

Selanik Askeri Rüştiyesi’nde, oldukça başarılı olan Atatürk sınıf başkanıydı ve üstün zekâsıyla matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi’nin de dikkatini çekiyordu. Genç öğrencisinin yeteneklerinden oldukça etkilenen Yüzbaşı Mustafa Efendi onu benzersiz kılmak için adına “Bilgi ve erdem bakımından olgunluk ve eksiksizlik” anlamına gelen Kemal ismini ekledi. Genç Mustafa, o günden sonra Mustafa Kemal olmuştu. Atatürk, Selanik Askeri Rüştiyesi’ndeyken, matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi’nin mazereti olduğu zamanlarda, onun yerine birçok kez dersi vermekle görevlendirilmişti.

Klavyenizdeki ← → (ok) tuşlarını kullanabilirsiniz

Okumaya Devam Et

Popüler